Ziyaretçilerinizi okumak: Search Console ve Analytics

İki ücretsiz Google aracı, iki ayrı soru. Hangi rapora ne için bakılır, ayda bir nelere göz atmak yeter ve rakamlar nasıl yanlış okunur?

Ziyaretçi raporlarının okunması temsili SEO

Sitesi olan çoğu işletme sahibi bu iki aracı kurdurmuş ama içine hiç girmemiştir. Girenler de karşılarına çıkan grafik kalabalığından hangi kutuya bakacaklarını bilemeden çıkar. Oysa buradan alınacak birkaç bilgi, sitenizle ilgili bütün tahminlerden daha değerli. Aşağıda hangisinin ne işe yaradığını ve ayda bir yarım saatte neye bakılacağını anlattık.

İki araç, iki ayrı soru

Search Console tıklamadan öncesini anlatır: insanlar Google’da ne yazdığında sizin siteniz göründü, kaç kez göründü, kaçı tıkladı, hangi sırada çıktınız. Bir de sitenizin Google tarafından okunup okunmadığını gösterir. Analytics ise tıklamadan sonrasını anlatır: gelen kişi hangi sayfaya girdi, ne kadar kaldı, başka sayfalara geçti mi, sonunda size ulaştı mı.

Yani biri vitrinin önünde duran insanları, diğeri kapıdan girenleri sayar. İkisi arasındaki farkı bilmek önemli, çünkü aynı soruyu yanlış araca sorduğunuzda cevabı bulamıyorsunuz. Her ikisi de ücretsiz.

Search Console: tıklamadan önceki hikâye

Performans raporunda dört sayı yan yana durur: gösterim, tıklama, tıklama oranı ve ortalama sıra. Gösterim, sizin sonucunuzun birinin ekranında göründüğü kere sayısıdır. Ortalama sıra ise adı üstünde bir ortalamadır; kimi aramada üçüncü, kimisinde otuzuncu çıkmışsanız ikisinin ortası görünür. Bu yüzden tek bir sayıya bakıp karar vermeyin, sorguların listesine inin.

Buradaki en kullanışlı okuma şudur: çok gösterim alıp az tıklanan aramaları bulun. O aramada zaten görünüyorsunuz, demek ki sorun sıralamada değil, arama sonucunda görünen başlık ve açıklamada. Onları düzeltmek, yeni içerik yazmaktan çok daha hızlı sonuç verir.

İkinci kullanışlı okuma sıralamanın kıyısındaki sayfalar. İlk sayfanın sonunda ya da ikinci sayfanın başında duran içerikler, biraz emekle üst sıraya taşınabilecek olanlardır. Sıfırdan yeni bir yazı yazmak yerine bu sayfaları güncellemek çoğu zaman daha akıllıcadır.

Bir de sayfaların dizine alınıp alınmadığını gösteren rapor var. Buradaki mesele basit: Google bir sayfayı listesine almadıysa o sayfa aramada hiç çıkmaz. Yeni bir sayfa yayınladığınızda birkaç gün sonra buraya bakın; alınmamışsa sebebi genelde yazılıdır.

Ayda bir bakılacak dört şey

  • Toplam tıklama: geçen aya ve geçen yılın aynı ayına göre nasıl?
  • Çok görünüp az tıklanan aramalar: başlık ve açıklama düzeltmesi gerekiyor.
  • Yeni yayınlanan sayfalar dizine alınmış mı?
  • Ziyaretçilerin siteye ilk girdiği sayfalar: beklediğiniz sayfalar mı, başkaları mı?

Bu dördü çoğu küçük işletme için yeterli. Daha derine inmek işi bilenlerin görevidir; sizin göreviniz eğilimin yönünü görmek.

Analytics: tıklamadan sonrası

Analytics tarafında ilk bakılacak şey ziyaretçilerin nereden geldiğidir. Aramadan gelenler, adresi doğrudan yazanlar, başka bir sitedeki bağlantıdan gelenler ve sosyal medyadan gelenler ayrı ayrı görünür. Bu dağılım işinizin gerçek durumunu anlatır: neredeyse hepsi doğrudan giriyorsa siteniz henüz yeni müşteri getirmiyor, sadece mevcut müşterilere hizmet ediyor demektir.

İkinci bakılacak şey, ziyaretçinin siteye girdiği ilk sayfa. Herkes ana sayfadan girmiyor; arama sonucundan gelen kişi doğrudan bir hizmet ya da blog sayfasına düşüyor. Hangi sayfalar en çok giriş alıyorsa onlar sizin gerçek vitrininiz. Emeğin çoğunu oraya harcamak mantıklı olan.

Üçüncüsü de zaman içindeki eğilim. Tek bir günün sayısı hiçbir şey anlatmaz. Dört haftalık dönemleri karşılaştırın, mevsimlik işlerde de geçen yılın aynı dönemine bakın. İşiniz yazın yoğunlaşıyorsa martı temmuzla kıyaslamanın anlamı yok.

Formun doldurulduğunu ölçmüyorsanız aslında hiçbir şeyi ölçmüyorsunuz

Ziyaretçi sayısı, sitenin işe yarayıp yaramadığını söylemez. Asıl önemli olan kaç kişinin sizinle temas kurduğu: form gönderimi, telefon numarasına dokunma, mesaj düğmesine tıklama. Bunlar ölçülebilir hâle getirildiğinde tablo değişir, çünkü artık “ziyaret arttı mı” yerine “talep arttı mı” sorusunu cevaplayabilirsiniz.

Bu kurulumu bir kez yaptırmanız yeterli. Yapılmadığında elinizde sadece kalabalık bir grafik kalıyor ve o grafik hiçbir kararı kolaylaştırmıyor.

Rakamları yanlış okumanın kolay yolları

Birincisi kendi ziyaretlerinizi saymak. Siteye günde beş kez giriyorsanız ve ekibiniz de giriyorsa, küçük bir sitede bu ciddi bir gürültü yaratır. İkincisi tek bir günün düşüşüne bakıp panik yapmak; hafta sonları, resmî tatiller ve okul dönemleri neredeyse her sektörde iniş çıkış yaratır. Üçüncüsü verinin anlık olduğunu sanmak: arama verileri birkaç gün gecikmeli gelir, dünün rakamı bugün eksik görünür.

Dördüncüsü de bir tek sayıyı başarı ölçüsüne çevirmek. Sayfada geçirilen sürenin kısa olması her zaman kötü değildir; iletişim bilgisini bulup çıkan bir ziyaretçi işini görmüş demektir. Rakamları soruyla birlikte okuyun: bu sayfa ne yapmalıydı, yaptı mı?

Küçük sitede veri gürültülüdür

Ayda birkaç yüz ziyaretçi alan bir sitede yüzdelerin oynaması normaldir. On kişilik bir farkın yüzde olarak görünümü büyük olur ama bir şey ifade etmez. Bu ölçekte doğru yaklaşım, aylık eğilime ve gerçekten gelen talep sayısına bakmaktır. Sayı büyüdükçe ayrıntılara inmek anlamlı hâle gelir; başlangıçta işe yarayan şey sadelik.

Hesaplar kimin üstünde?

Son bir uyarı: bu iki hesap sizin ya da şirketinizin bir adresine bağlı olsun. Site yaptıran birçok işletmede hesaplar ajansın kişisel adresine kurulu oluyor ve yollar ayrıldığında yılların geçmişi de gidiyor. Ajans ek kullanıcı olarak eklensin, sahiplik sizde kalsın. Bu tek cümlelik önlem, sonradan telafisi olmayan bir kaybı baştan engelliyor.

Bu konuda ne yapıyoruz

Bu konuda yardım ister misiniz?

Ücretsiz ön görüşmede işinizi dinleyip size uygun yolu öneriyoruz. Bağlayıcı değil.

Ücretsiz teklif al
WhatsApp